UNUTULAN BİR BİLGELİK SOROKİN VE SEVGİ ETİĞİ
Yoksul bir Rus köyünde, çetin kışlar ve kıt imkânlar içinde büyüyen Pitirim Alexandrovich Sorokin’in çocukluğu, annesini erken yaşta kaybetmesiyle sarsılır.
Hayat ona pek cömert davranmaz.
Ama o, şikâyet etmek yerine yazmaya, sormaya, anlamaya yönelir.
Bir yandan duvarları badana eder, bir yandan felsefe kitapları okur.
Zamanla kendini Petersburg Üniversitesi’nde, akademik dünyanın içinde bulur.
Gençliğinde devrimci bir duruş sergiler.
Çarlık rejiminin adaletsizliğine karşı çıkar, halkın yanında yer alır.
Ancak 1917’de Bolşevikler iktidara gelince bu kez başka bir tehditle karşı karşıya kaldığını düşünür.
Yeni rejim, özgürlüğü değil itaati…
Çoğulculuğu değil, tek sesi savunur…
Sorokin susmaz…
Lenin’e açık bir mektup yazar ve sistemin despotik yapısını açıkça eleştirir.
Derken bir gün, kapısı çalınır tutuklanır.
Savunma hakkı tanınmaz.
“Tehlikeli düşünceler taşıdığı” gerekçesiyle, yüzlerce aydınla birlikte bir gemiye bindirilir.
Bu sürgün, Sovyet tarihine “felsefeciler gemisi” olarak geçer.
Sorokin sınır dışı edilir…
Amerika’ya göç eder. Harvard Üniversitesi’nde sosyoloji bölümünü kurar.
Araştırır, anlatır, öğretir…
Ona göre toplumlar yalnızca ekonomik yapılarla değil;
🔸Düşünce biçimleri,
🔸Değer sistemleri,
🔸Ahlaki yönelimleriyle,
şekillenir.
İnsanlık tarihi, maddi hazlara saplanan dönemlerle içsel değerlerin ve anlam arayışının öne çıktığı dönemler arasında salınır.
Uygarlıklar hazza gömüldüklerinde çürür;
🔹 Sevgi,
🔹 Özveri,
🔹 Yüksek idealler,
merkeze alındığında ise yeniden doğar.
Bugün yaşadığımız krizler sadece ekonomik ya da siyasi değil.
Aynı zamanda derin bir anlamsal çöküşle yüz yüzeyiz.
Tüketmek tatmin etmiyor, hızla yaşamak anlam kazandırmıyor.
Sorokin’in yıllar önce uyardığı gibi, hazza dayalı kültürler çoğunlukla boşluk, şiddet ve yozlaşmayla son buluyor.
Sorokin bu çıkmazdan çıkışın yolunu;
Sevgi etiği nde görür.
“Sevgi yalnızca bireysel bir meziyet değil, toplumu bir arada tutan yapıştırıcıdır.”
Belki de bugünün, en radikal iyileşmesi, durmak, düşünmek ve değerlerimizi yeniden kurmakla mümkün.
Sorokin’in çağrısında olduğu gibi;
Hazla değil, anlamla güçlenen bir yaşam inşa etmek.
Ne çok isterdim, karar vericilerimizin yalnızca yönetici değil;
Aynı zamanda birer,
📌 Filozof,
📌 Sanatçı,
📌 Bilim insanı olmalarını.
Düşünen, hisseden, insanı ve toplumu bir bütün olarak kavrayan; kararlarını yalnızca güç ya da kâr saikiyle değil…
🕊Erdem,
🕊Estetik,
🕊Sorumluluk bilinciyle şekillendiren liderlerimizin olmasını…
Belki de bugünün, en büyük aydınlanması, yeniden böyle insanları yetiştirmekle başlayacak.
🔖 Fikriyle yön veren,
🔖 Kalbiyle dokunan,
🔖 Değerleriyle inşa eden,
Gerçek öncülerle…

Pitirim Alexandrovich Sorokin
21.01.1889 – 11.02.1968
Rus asıllı Amerikalı sosyolog.
C. W. Mills gibi, Talcott Parsons’ın kuramlarının sesli muhalifidir.
Toplumsal çevrim kuramına katkısı en fazla bilinen sosyologdur ve bütüncül yaklaşımı benimsemiştir.
1919-1922 arası Petrograd Üniversitesi’nde ilk sosyoloji Profesörü olan Sorokin, Bolşevik karşıtı tutumu nedeniyle SSCB’den çıkarıldıktan sonra, ABD’ye giderek önce Minnesota, sonra Harvard Üniversitesi’nde profesör oldu.
1930’da Harvard’da sosyoloji bölümünü kurdu.
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…


Comments are closed.