DİRİLİŞİN ANAHTARI FARKINA VARMAK
İnsan istemeyerek de olsa yaşam yolculuğunda çok değişik sorunlarla karşılaşmak zorunda kalıyor.
Bu sorunlar bazen, grip, nezle gibi biyolojik kökenli hastalıklar olabildiği gibi…
Bazen de; üzüntü, stres, mutsuzluk, anlamsızlık türünde hastalık düzeyine ulaşmamış psikolojik kökenli sorunlar olabilmektedir.
Her sorunun bir kaynağı olduğu düşüldüğünde yaşanan bu sorunların bir merkezden bir eksiklikten kaynaklandığı ortaya çıkar.
İster biyolojik kökenli olsun isterse de psikolojik kökenli olsun yaşanan tüm rahatsızlıklarda iyileşmenin temel bir kuralı vardır o da “fark etmek.”
“Fark etmek” küçücük bir kelime olmasına rağmen anlam bakımından oldukça derindir.
İnsan fark ettiği zaman gözündeki perdeler kalkar.
Önünü daha net, görmeye başlar.
Karşısına çıkabilecek engelleri algılamaya başlar.
O zaman da engellere takılma ihtimali azılmış olur.
İnsan fark etmeye başladığı zaman düşünce yoluyla sorunun kaynağını bulma girişiminde bulunur.
Fark etmek kültürümüzde bir deyim haline gelen köşeli jetonun düşmesi gibidir…
Yaşam yolculuğumuzda yaşadığımız olaylar karşısında her zaman farkındalık oluşturamayız.
Yaşadığımız sorunlar artık bizi rahatsız etmeye başladığında, zararı bize dokunur düzeye geldiğinde farkındalık oluşmaya başlar.
İnsanoğlu yaşadığı sorunlar karşısında ne kadar erken farkındalık oluşturursa, oluşacak zararlarda da o kadar küçülme meydana gelir.
Her insanın, yaşam yolculuğunda şahit olduğu kendini olumsuz anlamda etkileyen olaylara karşı farkındalık geliştirmesi aynı düzeyde olmaz.
Öncelikle insanın, ne zaman fark edeceği önemlidir…
Herkes iç dünyalarında aynı yöntemlerle bir farkındalık geliştirmez.
Her insanın, farkındalık geliştirmesi farklı frekanslar aracılığı ile olur.
İnsan ne zaman farkındalık geliştirir?
🔸 Dinlediği zaman,
🔸 Okuduğu zaman,
🔸 Gördüğü zaman,
🔸 Düşündüğü zaman,
🔸 Kaybettiği zaman,
🔸 Başına bir musibet gelip onu yaşadığı zaman, farkındalık geliştirmeye başlar.

İnsan, kendi dünyası içinde psikolojik bir bütünlük göstermektedir.
Bu bütünlük tıpkı yapbozun parçalarının bir araya gelmesi gibi düşünülebilir.
Bu parçaların tam olması durumunda hayat yolculuğunda herhangi bir sorunla karşılaşılmazken eksik olması durumunda sorunlarla karşılaşılmaya başlanır.
Bu eksiklik devam ettiği müddetçe de yaşanan bir sorun diğer sorunları da tetiklemeye devam eder durur.
Bu parçaların eksikliğini gerçek anlamda fark ederek tamamlamaya çalışma bütünlüğün sağlanması anlamına gelir.
Yerine konulan her parça karanlıkta kalmış iç dünyaya farklı noktalardan ışığın girmesi demektir.
Geliştirilecek bir farkındalık ve atılacak bir kaç adımla parçalar tek tek yerine konulmaya başlanır.
İşte o zamanda iyileşme için ilk adımlar atılmaya başlanmış olur.
BİZİM SÖYLEYECEĞİMİZ ŞEY ARAYARAK BULUNMAZ
YİNE DE ONU YALNIZCA ARAYANLAR BULABİLİRLER
Beyaz-ı Bestami
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
EGEDE YAŞAM ::: Özgür İnternet Gazetesi
Halkın ve Sadece Haklının Yanında…
YAŞASIN CUMHURİYET…
MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ…


Comments are closed.